Endişe Üzerine Kurulmayan Bir Hayat Arayışının Ortak Noktası: Dubai

Endişe Üzerine Kurulmayan Bir Hayat Arayışının Ortak Noktası:Dubai

Anne olduktan sonra bazı şeyleri daha çıplak görmeye başlıyorsun. Sadece kendi hayatını değil, sorumlu olduğun hayatı da düşünerek.

Son yıllarda hepimizin gündelik hayatına sızan bir duygu var: sürekli ama sessiz bir endişe.

Adalet duygusunun zedelendiği anlar, güvenlik hissinin zayıfladığı haberler, “başımıza birşey gelirse” diye başlayan cümleler…

Bunlar insanın zihninde yer kaplıyor. Ve bir süre sonra şunu fark ediyorsun: Hayat, farketmeden tetikte yaşanan bir şeye dönüşüyor.

Bu yüzden artık baktığım şeyler değişti. Bir yerin ne kadar hızlı büyüdüğünden çok, ne kadar öngörülebilir olduğu ilgimi çekiyor.

Kuralların kişiye göre değişmediği, hak aramanın bir risk oluşturmadığı, güvenliğin bir ayrıcalık değil, standart olduğu düzenler…

Albert Camus’nün dediği gibi: “İnsan adaletsizlik karşısında yorulur,

ama adaletin varlığı insana güç verir.” Dubai’yi konuşurken benim için mesele tam olarak bu. Bir şehri “iyi” yapan şey bazen sundukları değil, insana sürekli neyi düşünmek zorunda bırakmadığıdır.Anne olduktan sonra anladım ki, gelecek planı biraz da endişeyi hayatın merkezinden çekebilme meselesi.

Endişe Üzerine Kurulmayan Bir Hayat Arayışının Ortak Noktası: Dubai

Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri Vacation Rentals - Airbnb

Bazı şeyleri okul öğretir. Bazılarını ise hayat.

Yıllar boyunca idari bilimler, işletme, proje yönetimi, girişimcilik gibi alanlarda dolaştım. Plan yapmayı, risk okumayı, sistem kurmayı öğrendim.

İş dünyasında bir yapının nasıl kurulması gerektiğini, süreçlerin nasıl işlemesi gerektiğini biliyordum. Ama iş hayatı bana başka bir şey daha öğretti: En iyi planlar bile, eğer içinde bulunduğun sistem öngörülemezse insanı yorabilir.

Neyin gerçekten sürdürülebilir olduğunu ise en çok hayatın kendisi gösterdi. Hele ki anne olduktan sonra, bakış açım tamamen değişti.

Artık sadece kendi hayatımı değil, sorumlu olduğum bir hayatı da düşünerek karar veriyorum. Aldığım her karar, seçtiğim her düzen, içinde bulunduğum her şehir başka bir anlam kazandı. Bu noktada “doğru karar” kavramı bile yer değiştirdi. Ben artık doğru olandan çok taşınabilir olanı arıyorum.

Moving to Dubai with Family: Living Cost, Visas & More - MyBayut

Günü kurtaran değil, uzun vadede yormayan, benden ve ailemden çalmayan kararlar…

Bu yüzden bir şeye bakarken ilk sorduğum soru şu oluyor: “Bunu taşımak kolay mı?”

Bir iş modeli… Bir şehir… Bir yaşam düzeni…

Son yıllarda hepimizin hayatına sızan ortak bir duygu var: sürekli ama sessiz bir endişe. Büyük bir panik hâli değil belki ama hiç susmayan bir arka plan sesi.

Adalet duygusunun zedelendiği anlar, güvenlik hissini sarsan haberler, “ya bir şey olursa” diye başlayan cümleler… Bunlar fark etmeden zihnimizde yer kaplıyor.

Ve bir süre sonra şunu fark ediyorsun: Hayat, farkında olmadan tetikte yaşanan bir şeye dönüşüyor.

İşte tam bu noktada Dubai, benim için sadece bir şehir olmaktan çıkıyor. Dubai’ye bakarken artık “ne kadar kazandırır” sorusunu değil, “ne kadar yormaz” sorusunu soruyorum. Çünkü anne olduktan sonra, hız değil öngörülebilirlik kıymetli hâle geliyor.

Dubai’de kuralların kişiye göre değişmemesi, sistemlerin sürpriz üretmemesi, hak aramanın başlı başına bir risk olmaması çok temel ama çok güçlü bir fark yaratıyor. Dubai’de güvenlik bir beklenti değil, günlük hayatın standart bir parçası. Bu, özellikle çocuk büyüten biri için zihinsel olarak tarif edilmesi zor bir rahatlık.

Albert Camus’nün şu sözü bu noktada benim için daha da anlam kazanıyor: “İnsan adaletsizlik karşısında yorulur, ama adaletin varlığı insana güç verir.”

Dubai’yi konuşurken mesele tam olarak bu. Dubai kusursuz bir şehir olduğu için değil; adaletin, güvenliğin ve sistemin tahmin edilebilir olduğu bir düzen sunduğu için anlamlı. Bu düzen, insanın zihninde sürekli dönen soruları susturuyor. “Yarın ne değişecek?” sorusu, Dubai’de hayatın merkezinde durmuyor.

Dubai Vizesi Nasıl Alınır? | Dubai Vize Ücreti Ne Kadar?

Dubai’ye baktığımda büyük vaatlerden çok küçük ama sağlam detaylar görüyorum. Sürekli tetikte olmayı gerektirmeyen bir yaşam. Her sabah yeniden hesap yapmaya zorlamayan bir sistem. Hayatı savunarak değil, yaşayarak sürdürebilme hâli.

Bir şehri “iyi” yapan şey bazen sundukları değildir. İnsana sürekli neyi düşünmek zorunda bırakmadığıdır.

Dubai, insana sürekli şunu düşündürmez: “Güvende miyim?”, “Hak ararsam başıma bir şey gelir mi, “Yarın kurallar değişir mi?”

Bu soruların hayatın merkezinde olmaması, özellikle anne olduktan sonra insanın iç dünyasında büyük bir alan açıyor. O alan da çocuğuna, işine, üretimine, hayata ayrılıyor. Endişeye değil.

Benim için Dubai bir kaçış değil. Bir macera hiç değil.

Dubai, endişe üzerine kurulmayan bir hayat ihtiyacının somut karşılığı. Hayatı tamamen sorunsuz hâle getirmiyor belki ama yükü anlamlı hâle getiriyor. Ne taşıdığını biliyorsun, neden taşıdığını da.

Bugün Dubai’yi anlamlı bulan birçok insanın ortak noktası tam olarak burada. Artık sürekli tetikte yaşamak istemeyenler. Hayatı hızla değil, dengeyle ilerletmek isteyenler. Risk alabilen ama riskin kendisini hayatın merkezine koymak istemeyenler.

Anne olduktan sonra şunu çok net anladım: Gelecek planı biraz da endişeyi hayatın merkezinden çekebilme meselesi.

Dubai’ye de tam olarak bu yerden bakıyorum. Benim durduğum yer burası. Netlik arıyorum. Sadelik arıyorum. Ve Dubai, bu arayışın kesiştiği şehir oluyor.

Sahra Sinem ASAL

Tartışmaya Katıl

İlanları Karşılaştır

Karşılaştır