Krizi Fırsata Çevirmek İsteyen Yatırımcı Nereye Gider?

Krizi Fırsata Çevirmek İsteyen Yatırımcı Nereye Gider?

Küresel belirsizlik dönemlerinde yatırımcı davranışı değişir. Piyasa yükselirken herkes getiriyi konuşur. Ancak riskler arttığında öncelikler farklılaşır. Bu dönemlerde yatırımcılar artık sadece kazancı değil; güveni, likiditeyi ve öngörülebilirliği birlikte arar. Çünkü kriz zamanlarında önemli olan ne kadar kazandığınızdan çok, ne kadar korunduğunuzdur.

Bugün gayrimenkul tarafında uluslararası yatırım hareketlerine baktığımızda, sermayenin tek bir ülkeye değil, farklı ihtiyaçlara göre farklı pazarlara dağıldığını görüyoruz. Her pazarın sunduğu avantaj farklıdır ve doğru karar, yatırımcının amacını netleştirmesiyle başlar.

Son yıllarda bu tabloda en çok öne çıkan şehirlerden biri Dubai oldu. Bunun nedeni yalnızca yüksek getiri potansiyeli değil. Dubai’yi farklı kılan asıl unsur, yatırımcıya sunduğu sistemdir.

image 66

Gelir vergisinin ve gayrimenkul kazanç vergisinin olmaması, döviz bazlı kira getirisi, güçlü uluslararası talep ve yatırım yoluyla elde edilebilen oturum imkanları, özellikle belirsizlik dönemlerinde bu pazarı daha cazip hale getiriyor.

Avrupa, Rusya, Asya ve Orta Doğu’dan gelen yatırımcı akışı, piyasanın likiditesini canlı tutuyor. Ekonominin turizm, finans, lojistik ve teknoloji gibi farklı sektörlere dayanması da riski dağıtan önemli bir faktör.

Ancak gerçekçi olmak gerekir. Dubai’de her proje aynı performansı göstermez. Bölge seçimi, geliştirici kalitesi ve piyasa döngüsü doğru analiz edilmeden yapılan yatırımlar kısa vadeli dalgalanmalardan etkilenebilir. Bu nedenle bu pazarda kazanç, şehir seçiminden çok doğru konumlanmayla ilgilidir.

Avrupa tarafında ise güven ve sermaye koruma ihtiyacı olan yatırımcıların ilk baktığı şehirlerden biri Londra olmaya devam ediyor.

image 67

Güçlü hukuk sistemi, kurumsal piyasa yapısı ve sürekli kiracı talebi, bu şehri uzun vadeli bir güven limanı haline getiriyor. Ancak yüksek giriş maliyetleri, vergiler ve işlem giderleri nedeniyle bu pazar daha çok varlık koruma amacıyla tercih ediliyor. Londra’da beklenti hızlı kazanç değil, istikrar ve değer korumadır.

Daha düşük bütçeyle Avrupa’da konumlanmak isteyen yatırımcılar için son yıllarda öne çıkan seçeneklerden biri de Yunanistan oldu.

image 68

Golden Visa programı ile oturum imkanı sunması ve görece düşük giriş maliyetleri, bu pazarı erişilebilir kılıyor. Turizm kaynaklı kira potansiyeli önemli bir avantaj olsa da bazı bölgelerde değer artışının sınırlı kalabilmesi ve sezonsal kiralama riski göz ardı edilmemeli.

Benzer şekilde Portekiz, yaşam kalitesi ve uzun vadeli değer artışı beklentisiyle tercih edilen pazarlardan biri. Yabancı yatırımcı talebi güçlü olsa da Golden Visa programındaki değişiklikler ve karmaşık vergi planlaması, yatırım öncesi detaylı analiz gerektiriyor.

image 69

Daha çok yaşam tarzı ve öğrenci kiralarına odaklanan yatırımcılar ise Kıbrıs pazarını değerlendiriyor. Uygun fiyatlar ve üniversite kaynaklı kira talebi avantaj sağlasa da bazı bölgelerde likiditenin düşük olması ve hukuki süreçlerin dikkat gerektirmesi önemli bir risk faktörü.

image 70

Türkiye’de ise turizm odaklı yatırım düşünenler için Antalya öne çıkıyor. Yazlık kiralama potansiyeli ve güçlü turizm talebi önemli bir avantaj sunarken, sezon bağımlılığı ve ekonomik dalgalanmalar yatırımın sürekliliğini etkileyebiliyor.

image 71

Tüm bu pazarlara birlikte baktığımızda, özellikle yüksek gelir grubunda üç temel kriterin öne çıktığını görüyoruz: vergi avantajı, uluslararası talep ve hızlı çıkış imkanı.

Bu üçlü kombinasyon nedeniyle Dubai son yıllarda diğer birçok pazardan ayrışmış durumda. Ancak bu tablo, tek bir ülkenin herkes için doğru olduğu anlamına gelmez.

Sahada en sık karşılaştığım hata, yatırımcıların ülke seçimine odaklanıp proje ve lokasyon detaylarını ikinci plana atmasıdır.

Oysa aynı şehirde bile yüzde 5 ile yüzde 10 arasında getiri farkı oluşabilir. Hukuki süreçler, vergi yapısı, kira yönetimi ve çıkış stratejisi ülkeden ülkeye olduğu kadar proje bazında da değişir.

image 72

Bu nedenle krizi fırsata çevirmek isteyen yatırımcılar genellikle tek bir limana değil, hedeflerine göre farklı limanlara yönelir. Güven arayan Avrupa’ya bakar. Sermaye korumak isteyen Londra’yı değerlendirir.

Yaşam ve oturum planlayanlar Akdeniz ülkelerini tercih eder. Büyüme, likidite ve vergi avantajı arayanlar ise Dubai’de konumlanır.

Ancak hangi ülke seçilirse seçilsin değişmeyen bir gerçek var: Yatırımın kaderini şehir değil, bilgi ve doğru yönlendirme belirler.

Doğru proje, doğru lokasyon ve doğru strateji bir araya geldiğinde kriz dönemleri risk değil, güçlü fırsatlara dönüşebilir.

Bu yüzden benim için asıl soru her zaman şu olur: Hangi ülke daha iyi değil, hangi yatırım sizin hedefinize daha uygun? 

Çünkü doğru yatırım, coğrafya ile değil, strateji ile başlar.

Sahra Sinem ASAL

Tartışmaya Katıl